Philoxenus
11-03-2009, 08:29
İç Sesler Mezarlığı
Benim diyemediğim şehrimde,
geceleri uyku tutmayan düşüncelerim
kemirgen bir sıfata dönüştü;
ketum bir yılan soktu dilimi,
ve en çok içimdekiler konuştu gotik harflerle
karanlığa :
- beni kendi gözümden düşürmeyi nasıl da başardınız,
atamadım sizi mor bir kusmukta dışarı…-
yaşandığı andan uzak düştükçe
tesirini yitirirmiş bütün acılar,
hiç unutmam
ben de kutsal naralarla inlemiştim
ayak bileklerimi kestiğinde hayat…
evet, hala yürüyebiliyorum,
ki unutmadım ben, yalnızca sevdaları uyuttum…
Birbirimizden gelecek bir damla tuza
muhtaçken aslında kapandı sandığımız bütün yaralar,
- hala kime, neye bu suskunluk - öyle mi..?
Senin su katmadan içtiğin çayların tadı kaldı
aramızda,
Ölüp ölüp dirildiğim dudak paylarında…
Suskunluğum da bundan hayata bekle deyişim de…
kiminle çıktığımı unuttuğum yollarda
kimliksiz kaldığım da doğrudur,
ikimize yetmeyen neydi peki, benim yetimliğim mi..?
bu sizin şehriniz benim değil,
bir doğru söze tutuklayın beni hadi…
Yüreğimdeki acının eşkaline susayanlar sarsın etrafımı,
hayatın ıslığına yetişmedi nefesim,
hükmüm geçseydi parmak uçlarımda biriken
iğneleyici hayata,
yüreğime batırılan bir tığ gibi durur muydu ayrılık,
şimdi gergefinde…
Ey yar,
sana ayna tutmakla başlar fanilik;
sol gözünün altına bıraktığım öpüşlerde
saklı hala adım biliyorum,
bir de kendini anlatamayış ezgisinde belki Veli’nin…
Işıkların kahpeleştirdiği bir makyaja bürünmüşken
şehrim dediğin,
kim biliyor söylesene,
benim son nefesimden hayata dönüşümü...
Ve ölüm meleğim,
hangi sonu yakıştırıyor şimdi bana…?
umut_iklimi (Orhan KARIN)
Benim diyemediğim şehrimde,
geceleri uyku tutmayan düşüncelerim
kemirgen bir sıfata dönüştü;
ketum bir yılan soktu dilimi,
ve en çok içimdekiler konuştu gotik harflerle
karanlığa :
- beni kendi gözümden düşürmeyi nasıl da başardınız,
atamadım sizi mor bir kusmukta dışarı…-
yaşandığı andan uzak düştükçe
tesirini yitirirmiş bütün acılar,
hiç unutmam
ben de kutsal naralarla inlemiştim
ayak bileklerimi kestiğinde hayat…
evet, hala yürüyebiliyorum,
ki unutmadım ben, yalnızca sevdaları uyuttum…
Birbirimizden gelecek bir damla tuza
muhtaçken aslında kapandı sandığımız bütün yaralar,
- hala kime, neye bu suskunluk - öyle mi..?
Senin su katmadan içtiğin çayların tadı kaldı
aramızda,
Ölüp ölüp dirildiğim dudak paylarında…
Suskunluğum da bundan hayata bekle deyişim de…
kiminle çıktığımı unuttuğum yollarda
kimliksiz kaldığım da doğrudur,
ikimize yetmeyen neydi peki, benim yetimliğim mi..?
bu sizin şehriniz benim değil,
bir doğru söze tutuklayın beni hadi…
Yüreğimdeki acının eşkaline susayanlar sarsın etrafımı,
hayatın ıslığına yetişmedi nefesim,
hükmüm geçseydi parmak uçlarımda biriken
iğneleyici hayata,
yüreğime batırılan bir tığ gibi durur muydu ayrılık,
şimdi gergefinde…
Ey yar,
sana ayna tutmakla başlar fanilik;
sol gözünün altına bıraktığım öpüşlerde
saklı hala adım biliyorum,
bir de kendini anlatamayış ezgisinde belki Veli’nin…
Işıkların kahpeleştirdiği bir makyaja bürünmüşken
şehrim dediğin,
kim biliyor söylesene,
benim son nefesimden hayata dönüşümü...
Ve ölüm meleğim,
hangi sonu yakıştırıyor şimdi bana…?
umut_iklimi (Orhan KARIN)