NaMeLeSs_MaN
27-07-2008, 01:44
Sadakat ve Güzellik
Sadâkat kelimesi en beğendiğim kelimeler arasındadır. Sanırım bu beğeni dolayısıyla onu sürekli olarak güzellik kelimesiyle beraber düşünmüşümdür. Bu düşünüşte, bu kelimenin "sadîk/dost" kelimesi ile aynı kökten olmasının da etkisi var sanırım... Sizleri kelime varyasyonları üzerinde durarak sıkmak niyetinde değilim. Söylemek istediğim şu aslında: Sadâkat kelimesini güzellikle birlikte anmak gerektiği gibi sadâkatsizliği de çirkinlikle beraber anmak gerekiyor. İnsan onuruna aykırı bir davranış... Sanırım hayatın her alanındaki eylemlerde sadâkat güzel bir davranış; bunun tersi de aynı şekilde çirkin bir tavır... Bu anlamda hayat yolculuğunda yanınızdaki kişilerin sadâkat sahibi kişiler olmasının da önemini yadsımamak son derece önemli... Bir akademik yolculukta, ticarî birliktelikte ve hatta kısa bir araba yolculuğunda bile yanınızdaki kişi ya da kişiler sadâkat sahibi insanlardan olurlarsa bu birlikteliklerin tadına doyum olmaz sanırım... Artık yarı yolda bırakılma, sırtınızdan hançerlenme ya da küçük hesapların peşinde olma gibi endişeleriniz olmadan yaşadığınız anların doyumuna ulaşırsınız...
Ama ne yazık ki, hayatta her zaman sâdık yol arkadaşlarınız olmuyor... Samimi gülücüklerin aslında ihanetin bir parçası olduğunu çok geç anlayabiliyorsunuz... Yanınızdayken aşinası olduğunuz bir ruhun uzaklaştığınızda düşman bir ruha dönüştüğünü çok geç farkedebiliyorsunuz... Bir ruhun, sadâkat sahibi olduğuna inandığınız bir ruhun nasıl bu değişimi gerçekleştirdiğine şaşırıyorsunuz... İnanamıyorsunuz ve ruhunuz bu çirkinliği içine sindiremiyor bir türlü. Aslında size ait olmayan bir hazımsızlığı yaşıyorsunuz günlerce ve gecelerce...
Olanı, yaşananı inkar eden bir zihniyetin size nasıl dost göründüğüne ve sizin de buna nasıl kandığınıza inanamayarak toparlamaya çalışıyorsunuz ruhunuzu... Sadâkatsizliğin çirkinliği işte böyle bir şey... Artık günlerinizi ve gecelerinizi geçmişin o yanılsamalarını anarak değil, ruhunuza sirayet eden çirkinlikleri temizlemekle geçiriyorsunuz... İnanamama sendromlarınız bir müddet daha devam ediyor ve siz günleri sayarak başladığınız bu süreçte ne kadar yıprandığınızı, temizlendiğinize inandığınız anda farkediyorsunuz... Aslında, ruhunuzu başlangıçta bir sadâkat yalanına veya sadâkatsizlik çirkinliğine teslim etmişsiniz ama farkedememişsiniz... Hadi bu neyse herkes aldatıcı gülüşlerin ve kandırıcı sözlerin esiri olabilir ama bir de ruhunuzu bu çirkin yığınlardan temizlemek için uğraşıyorsunuz ve farkında olmadan bir sadâkatsiz ruh uğruna yıprandığınızı farkediyorsunuz... Kısacası sadâkatsiz üstatlar, dostlar, arkadaşlar ya da yoldaşlar varlıklarından sonra da sizi yıpratmayı sürdürüyorlar... Siz, günleri sayarak başladığınız yolculuğunuzu yılları saymadan noktalıyorsunuz ama ruhunuzun ne kadar yaralandığını bu sayma işlemine bir nokta koyduktan sonra anlıyorsunuz... Bir acı gerçekle ve zehirli bir hesaplaşma ile karşı karşıya kalıyorsunuz... İşte bu anda, yaşadıklarınızın ya da yaşadığınızı sandıklarınızın koskoca bir sadakatsizlik yalanı olduğunu anlıyor ve kendi kendinize gülmeye başlıyorsunuz... "Bu kısa hayat bu derece yıpranmaya değer mi?" diyerek sırtınızı dönüp ilerliyorsunuz... Aklınızdan "ya benim haklarım ne olacak?" diye geçirdiğinizde ise yüzünüze derin bir gülümseme hakim oluyor... Kendi kendinize şöyle sesleniyorsunuz: "Bu hesapları bu dünyada görmek hesabı küçültmekten başka işe yaramaz... Bırakalım kalan hesapları Yüce Yaratıcı görsün..." Bu seslenişin ardından ilerleyişinizi sürdürüyorsunuz, yeni ufuklara ve aynı zamanda hayatın sonuna doğru... Yüzünüze ruhunuzu temizlemenin yorgunluğu ama aynı zamanda temizlenmiş olmanın huzuru çökmüş bir halde akşamın gurub vaktine doğru ilerliyorsunuz...
Anlaşılan o ki, sadâkat sahip olduğu harf sayısından daha fazla anlama sahip... Temennim, bütün dostlarımın sadık insanlarla karşılaşması üzerine... Zira sadıklarla dostluğun tadına gerçekten doyum olmuyor... Kalın sağlıcakla...
by_NaMeLeSs_MaN
Sadâkat kelimesi en beğendiğim kelimeler arasındadır. Sanırım bu beğeni dolayısıyla onu sürekli olarak güzellik kelimesiyle beraber düşünmüşümdür. Bu düşünüşte, bu kelimenin "sadîk/dost" kelimesi ile aynı kökten olmasının da etkisi var sanırım... Sizleri kelime varyasyonları üzerinde durarak sıkmak niyetinde değilim. Söylemek istediğim şu aslında: Sadâkat kelimesini güzellikle birlikte anmak gerektiği gibi sadâkatsizliği de çirkinlikle beraber anmak gerekiyor. İnsan onuruna aykırı bir davranış... Sanırım hayatın her alanındaki eylemlerde sadâkat güzel bir davranış; bunun tersi de aynı şekilde çirkin bir tavır... Bu anlamda hayat yolculuğunda yanınızdaki kişilerin sadâkat sahibi kişiler olmasının da önemini yadsımamak son derece önemli... Bir akademik yolculukta, ticarî birliktelikte ve hatta kısa bir araba yolculuğunda bile yanınızdaki kişi ya da kişiler sadâkat sahibi insanlardan olurlarsa bu birlikteliklerin tadına doyum olmaz sanırım... Artık yarı yolda bırakılma, sırtınızdan hançerlenme ya da küçük hesapların peşinde olma gibi endişeleriniz olmadan yaşadığınız anların doyumuna ulaşırsınız...
Ama ne yazık ki, hayatta her zaman sâdık yol arkadaşlarınız olmuyor... Samimi gülücüklerin aslında ihanetin bir parçası olduğunu çok geç anlayabiliyorsunuz... Yanınızdayken aşinası olduğunuz bir ruhun uzaklaştığınızda düşman bir ruha dönüştüğünü çok geç farkedebiliyorsunuz... Bir ruhun, sadâkat sahibi olduğuna inandığınız bir ruhun nasıl bu değişimi gerçekleştirdiğine şaşırıyorsunuz... İnanamıyorsunuz ve ruhunuz bu çirkinliği içine sindiremiyor bir türlü. Aslında size ait olmayan bir hazımsızlığı yaşıyorsunuz günlerce ve gecelerce...
Olanı, yaşananı inkar eden bir zihniyetin size nasıl dost göründüğüne ve sizin de buna nasıl kandığınıza inanamayarak toparlamaya çalışıyorsunuz ruhunuzu... Sadâkatsizliğin çirkinliği işte böyle bir şey... Artık günlerinizi ve gecelerinizi geçmişin o yanılsamalarını anarak değil, ruhunuza sirayet eden çirkinlikleri temizlemekle geçiriyorsunuz... İnanamama sendromlarınız bir müddet daha devam ediyor ve siz günleri sayarak başladığınız bu süreçte ne kadar yıprandığınızı, temizlendiğinize inandığınız anda farkediyorsunuz... Aslında, ruhunuzu başlangıçta bir sadâkat yalanına veya sadâkatsizlik çirkinliğine teslim etmişsiniz ama farkedememişsiniz... Hadi bu neyse herkes aldatıcı gülüşlerin ve kandırıcı sözlerin esiri olabilir ama bir de ruhunuzu bu çirkin yığınlardan temizlemek için uğraşıyorsunuz ve farkında olmadan bir sadâkatsiz ruh uğruna yıprandığınızı farkediyorsunuz... Kısacası sadâkatsiz üstatlar, dostlar, arkadaşlar ya da yoldaşlar varlıklarından sonra da sizi yıpratmayı sürdürüyorlar... Siz, günleri sayarak başladığınız yolculuğunuzu yılları saymadan noktalıyorsunuz ama ruhunuzun ne kadar yaralandığını bu sayma işlemine bir nokta koyduktan sonra anlıyorsunuz... Bir acı gerçekle ve zehirli bir hesaplaşma ile karşı karşıya kalıyorsunuz... İşte bu anda, yaşadıklarınızın ya da yaşadığınızı sandıklarınızın koskoca bir sadakatsizlik yalanı olduğunu anlıyor ve kendi kendinize gülmeye başlıyorsunuz... "Bu kısa hayat bu derece yıpranmaya değer mi?" diyerek sırtınızı dönüp ilerliyorsunuz... Aklınızdan "ya benim haklarım ne olacak?" diye geçirdiğinizde ise yüzünüze derin bir gülümseme hakim oluyor... Kendi kendinize şöyle sesleniyorsunuz: "Bu hesapları bu dünyada görmek hesabı küçültmekten başka işe yaramaz... Bırakalım kalan hesapları Yüce Yaratıcı görsün..." Bu seslenişin ardından ilerleyişinizi sürdürüyorsunuz, yeni ufuklara ve aynı zamanda hayatın sonuna doğru... Yüzünüze ruhunuzu temizlemenin yorgunluğu ama aynı zamanda temizlenmiş olmanın huzuru çökmüş bir halde akşamın gurub vaktine doğru ilerliyorsunuz...
Anlaşılan o ki, sadâkat sahip olduğu harf sayısından daha fazla anlama sahip... Temennim, bütün dostlarımın sadık insanlarla karşılaşması üzerine... Zira sadıklarla dostluğun tadına gerçekten doyum olmuyor... Kalın sağlıcakla...
by_NaMeLeSs_MaN